Yeme bozuklukları özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde tıbbi komplikasyonlara hatta ölüme yol açabilen önemli sağlık sorunlarıdır.

Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimiya Nervoza (BN) ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYN) başlıca yeme bozukluklarıdır.

AN’nin temel özellikleri, zayıflamak için aşırı çaba gösterme ve bunu sağladıkça memnun olmadır.. Bu bozukluğu olan bireyler kilo almaktan ya da şişman biri olmaktan aşırı derecede korkarlar ve toplam gıda alımını azaltarak zayıflarlar. AN’li bireylerin kendilik saygısı büyük oranda vücut şekline ve ağırlığına bağlıdır. Kilo verme bir başarı ya da özdenetim işareti olarak görülür. Bu bireylerde ayrıca vücut ağırlıklarının ve biçimlerinin değerlendirilmesiyle ilgili çarpıklık vardır; bazıları kendilerini aşırı şişman hisseder ya da bedenlerinin bazı bölümlerinin şişman ya da kalın olduğunu düşünürler.

BN’nin temel özellikleri tıkınırcasına yeme atakları ve uygunsuz telafi davranışlarıdır. Tıkınırcasına yeme atağında sıklıkla yüksek kalorili yiyecekler tüketilir. Tıkınırcasına yemenin karakteristik özelliği kontrol kaybı şeklinde öznel bir histir. Tıkınırcasına yemenin ardından gelen uygunsuz telafi davranışlarının en yaygın olanı yediklerini parmakla kusturmadır; diğer uygusuz telafi davranışları laksatif kullanma ve aşırı egzersiz yapmadır. BN hastalarında vücut biçimi ve ağırlığı kendini değerlendirmede aşırı öneme sahiptir. Sıklıkla biçim ve ağırlıkla aşırı uğraşının ardından uymanın neredeyse olanaksız olduğu bir diyet yapmaya başlanır. Bu diyet yapma tıkınırcasına yeme atakları ile bozulur.

TYN tanısı için tıkınırcasına yeme atakları olmalı ama kusma ve diğer uygunsuz telafi davranışları olmamalıdır. Yeme atakları sırasında kişi kontrolünü kaybettiğini hisseder; aç olmadığı halde, normalden çok daha hızlı ve kendini çok dolu hissedecek kadar yer, bu kadar fazla yediği için utandığından bunu yalnız başına yapar ve yeme atağından sonra kendini mutsuz veya suçlu hisseder.

Yeme bozukluklarının yaygınlığı AN için %1, BN için %2-4 ve TYB için %3 kadardır. Başlangıç sıklıkla ergenlikte ve genç erişkinlikte gerçekleşir. TYB’nin başlangıcı genellikle biraz daha geç yaşta olur. Yeme bozuklukları kadınlarda daha sıktır. TYB, AN ve BN’ye göre erkeklerde daha sık görülmektedir. Yeme bozukluklarına eşlik edebilen ruhsal bozukluklar (komorbidite) sıklıkla major depresyon ve anksiyete bozukluklarıdır. Madde kullanım bozuklukları ve kişilik bozuklukları da komorbid olarak görülebilir.  TYB’ye obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, kalp hastalıkları, safra kesesi hastalıkları ve uyku apnesi eşlik edebilir. Obez bireylerde TYB %30 oranında saptanmıştır.  

Yeme bozukluklarının etyolojisi çok etmenlidir. Yeme bozukluğu olanlarda disforiye (sıkıntı, mutsuzluk) eğilim vardır. Hem yemek yemenin kısıtlanması hem de tıkınırcasına yeme bu disforiyi azaltır. AN’de ve BN’de serotonin nörotransmisyonunda işlev bozukluğu olduğu yönünde bulgular vardır; kilo alımı sağlanmış AN hastalarının serotonin düzeyleri kontrollerden yüksek bulunmuştur. BN hastalarında ise serotonerjik antidepresanların etkili oldukları gösterilmiştir. AN’nin erişkin sorumluluklarından kaçış olabileceği, bağımsızlık ve aktifleşme anlamına gelen ergenliğe bir tepki olarak yorumlanabileceği iddia edilmiştir. Başka bir ifadeyle, AN’nin, genç kızların ergenlikte yaşadıkları hızlı ve şiddetli bedensel değişime psikolojik olarak ayak uyduramamalarının sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Özellikle batı toplumlarında kadın güzelliği incelikle eş anlamlıdır. Bu yüzden yeme bozukluklarının ilk tanımlandıkları dönemde batı toplumlarında ya da batı kültürüne entegre olmaya çalışan gruplarda daha çok görüldüğü belirlenmiştir. Yeme bozukluklarının artık tüm dünyada yaygın şekilde görülmesi ise batılılaşma ve medyanın etkisine bağlanmaktadır. Balerinler ve mankenler gibi mesleklerde zayıf olmaya baskı arttığından bu kişiler yeme bozuklukları için daha da fazla risk altındadırlar. Yeme bozukluklarının gelişimiyle ilişkili olabilecek bazı başka faktörler şunlardır: Aileden ya da ebeveynlerden gelen zayıflama baskıları; kilo ya da beden görünümüyle ilişkili eleştirilme, alay edilme, dalga geçilme; annenin beden imgesi bozukluğu ve bedeninden memnuniyetsizliği, annenin kilosu ya da görünümüyle aşırı meşgul olması; özelliklerle ergenler için akranların beden görünümüyle ilgili olumsuz geri bildirimleri, akranların yoğun şekilde diyet yapıyor olması ve zayıflama yönündeki baskıları. Düzenli olarak aileyle birlikte yemek yemenin yeme bozukluklarında koruyucu bir faktör olduğuna dikkat çekilmiştir.

Yeme Bozukluklarında görülebilen tıbbi değişiklikler ve komplikasyonlar; EKG’de QT uzaması, bradikardi, aritmiler, postural hipotansiyon, şişkinlik, kabızlık, diş sorunları, tükrük bezlerinde şişme ve yüzde genişleme, amenore (adet kanamalarının olmaması) ve osteoporozdur (kemik erimesi). LH, FSH, östrojen, progesteron, T3 ve T4 tiroid hormonlarında azalma görülebilir. Potasyum düzeyinde ve diğer elektrolitlerin düzeylerinde düşme olabilir.

AN ölüm riski olan bir ruhsal bozukluktur; AN’de ölüm oranı yaklaşık %10’dur. BN’nin ölümle sonlanma olasılığı daha düşüktür. BN’de iyileşme oranları da AN’ye göre daha yüksektir.

Klinik değerlendirmede temel olarak hasta ile iş birliği sağlanması, tanı koymak, risk değerlendirmesi yapmak ve tedavi planını oluşturmak hedeflenir. Hastalar ilk görüşmede yoğun kontrol ihtiyaçları nedeniyle savunmacı olabilirler. Hastayla tartışmaya girmek, korkutmak, hastaneye yatırmakla tehdit etmek uygun değildir. Hastalar yardım istemekle kontrolü kaybetmek arasında çelişki içindedirler. Hastadan izin alınarak ve onun varlığında aileyle görüşülmeli ve aile dinamikleri gözlenmelidir. Aile içinde yemek yemenin mücadeleye dönüştüğü sıklıkla görülür. Aile oldukça özverili, öfkeli ya da tükenmiş olabilir Hasta ve ailesiyle görüşülürken taraf tutmaktan kaçınılmalıdır. Hedef ailenin tedaviye aktif katılımını sağlamaktır. Değerlendirmede hekim şunları yapar: Kişinin kendi ifadesiyle geliş nedeni öğrenilir, BKİ (Beden Kitle İndeksi, kilonun boy cinsinden boyun karesine bölünmesi) hesaplanır, yaşamlarındaki ve son 1 yıldaki en yüksek ve en düşük kiloları belirlenir, zayıflama ve bedenle aşırı meşguliyetin ilk ne zaman başladığı ve seyri sorgulanır, hastanın ideal kilo olarak hangi kiloda olmak istediği sorulur, ideal kiloya ulaşmanın onun için ne anlama geldiği ve hayatında neyi değiştireceği öğrenilir, bedenini aynada kontrol etme, bedenini göstermekten kaçınma gibi davranışlar sorgulanır, yasak besinler öğrenilir, atlanılan öğünler, uzun süre aç kalma, aşırı su içme, kilo kontrolü için ilaç kullanımı ve aşırı egzersiz yapma sorgulanır ve adet durumu öğrenilir.    

Anoreksiya Nervozanın Tedavisi:

AN ölümle sonuçlanabilen bir ruhsal bozukluk olduğundan hastanın yatarak tedavisi gündeme gelebilir. Hastane yatışının hedefleri tıbbi durumun stabilizasyonu ve komplikasyonların tedavisi, normal kiloya çıkılması, yemenin normalleştirilmesi, tıkınırcasına yeme, kusma, aşırı egzersiz gibi davranışların durdurulmasıdır. Yatışı gerekli kılan durumlar arasında serum potasyumunun belirli bir seviyenin altına düşmesi, ciddi kardiyak aritmiler, BKİ’nin 16’nin altına düşmesi, intihar girişimi, psikoz ve ayaktan tedavilerin başarısızlığı sayılabilir. Hastanın hastanede yatarken haftada 0,5-0,75 kg alması gerektiği bildirilmektedir. Hastane yatışında BKİ’nin 19-20 düzeyine çıkarılması hedeflenir. Zaman içinde yasaklı yiyecekler yemeklere dahil edilir. Yatan hastalar genellikle 2-3 ay içinde sağlıklı kilolarına dönebilirler.  

Ruhsal bir sorun olan AN’nin tedavisi sadece hastayı hastaneye yatırmak ve beslemek değildir. Kilo alınması, psikolojik tedavilerden yararlanılması için gereklidir. Kilo alımının ardından gelen hedef hastanın ağırlığına ve biçimine dair düşüncelerini değiştirmek olmalıdır. BN tedavisindeki kadar güçlü kanıtlar olmasa da AN’de de Bilişsel Davranışçı Terapinin etkili olacağı varsayılabilir. AN’si olan ergenlerde aile terapisinin etkili olduğu gösterilmiştir.

AN’de akut dönemde ve idame döneminde ilaç tedavisinin yararlı olduğunu destekleyen kanıtlar azdır. Depresyon, anksiyete veya obsesif kompulsif belirtileri olan, bulimik semptomlar sergileyen hastalarda Seçici Serotonin Gerialım Engelleyicileri grubundan antidepresanların kullanımı; kilo almaya ciddi direnci olan ve düşünceleri neredeyse sanrısal denebilecek hastalarda atipik antipsikotiklerden yararlanmak düşünülebilir.

Bulimiya Nervozanın Tedavisi

BN’de temel inanış şişman olmak; çirkin, başarısız ve değersiz olmak şeklindedir. Zayıflama çok arzulanan ve paha biçilmez bir şeydir. BN hastaları kendilik değerlerini biçim ve kiloları doğrultusunda değerlendirirler. Ağırlık ve biçimle ilişkili ya da bunlardan bağımsız bir tetikleyici, kendilik hakkındaki olumsuz inanışları harekete geçirir. Ardından biçim ve kiloyla ilgili aşırı bir meşguliyet devreye girer ve sürdürmenin çok güç hatta imkansız olduğu aşırı katı bir diyet yapılmaya başlanır. Aşırı katı bir diyete başvurulması kişinin böyle bir diyetin başkalarının kendisini kabullenmesini sağlayacağını düşünmesiyle ilişkilidir. Bundan en ufak bir sapma zayıflık ve beceriksizliğin delili olarak görülür ve tüm kontrolün bırakıldığı tıkınırcasına yeme atakları ortaya çıkar. Tıkınırcasına yeme atakları hastada pişmanık yaratır, ardından hasta kendini kusturur ya da diğer uygunsuz telafi stratejilerine başvurur.

BN tedavisinde önce Bilişsel Davranışçı Terapinin rasyoneli hastaya anlatılır, tıkınırcasına yemenin yerine düzenli yeme geçirilmeye çalışılır, kısır döngüler (tıkınma-kusma, aşırı katı diyet yapma-tıkınma, ağırlık ve biçimle aşırı meşguliyet-aşırı katı diyet yapma, özgüven düşüklüğü-aşırı katı diyet yapma ve diğer kısır döngüler) hastaya anlatılır, kusmanın kilo kontrolünde etkisiz bir yöntem olduğu açıklanır, diyet yapmanın tehlikeleri açıklanır, günde 3 ana 2 ara öğün yemesi istenir, yeme planına diğer işlere göre öncelik vermesi istenir, bir gün önceden bir sonraki gün yenilecekler planlanır, uyaran kontrol yöntemiyle tıkınma olasılığı azaltılır, tıkınmaya alternatif olarak yapılabilecek eylemler hakkında bilgi verilir, tıkınmayı tetikleyebilecek durumlarla başa çıkmak için sorun çözme yöntemi öğretilir, zamanla ve tedricen yasak gıdaların yenmesine geçilir, incelik ve zayıflıkla ilişkili maladaptif düşüncelere bilişsel yeniden yapılandırma uygulanmaya çalışılır ve daha adaptif düşünceler ortaya çıkarılmaya çalışılır.

BN’nin farmakolojik tedavisinde sonuçlar AN’den çok daha yüz güldürücüdür. Seçici Serotonin Gerialım Engelleyicileri ilk sırada seçilecek antidepresanlardır. İlaç tedavisinin 6 ay-1 yıl ya da daha fazla sürdürülmesi önerilmektedir.