Uykusuzluk (İnsomni)

 

Yaşamımızın yaklaşık 1/3’ü uykuda geçmektedir. Uyku enerji dengesinin, duygusal durum ve bilişsel işlevlerin düzenlenmesinde rol oynar. Ortalama uyku süresi yetişkinler için 6-8 saattir. Ancak daha az uyuyan ya da daha çok uyuyan sağlıklı kişiler olabilir. Uyku ile ilişkili belirtiler pek çok hastalıkta görülür ancak uyku bozuklukları psikiyatri ile yakından ilişkilidir. Uykusuzluk (insomni) uykuya dalma, uykuyu sürdürme ya da erken uyanma sorunu olarak karşımıza çıkabilir. Ayrıca bu yakınmalar olmasa da sabah uyandığında uykusunu alamamış olmaktan yakınan kişilerde de uykusuzluk vardır. Ölümcül trafik kazalarının çoğunda sürücünün uykusuzluğu bir neden olarak ortaya çıkmaktadır. Stresli yaşam olayları, sınavlar, kayıplar ve hastalıklar kısa süreli, geçici uykusuzluğa neden olabilirler. Ancak bu geçici uykusuzluk dönemleri çeşitli nedenlerle iyileşmediğinde kronik uykusuzluktan söz edilebilir. Kronik uykusuzluğun bağışıklık sistemini olumsuz şekilde etkilediği, çeşitli tıbbi rahatsızlıklara yol açtığı hatta kardiyovasküler sistemi etkileyerek ölüme neden olduğu gösterilmiştir.

Uyku bozukluklarının tedavisinde ilk atılacak adım uyku hijyeninin sağlanmasıdır. Yatma ve kalkma saatlerinin düzenli ve sabit olması, kahve ve çayın akşam saatlerinde tüketilmemesi, yatmadan yaklaşık 1 saat önce dikkat gerektiren işlerin ve endişelerin bir yana bırakılması, günün erken saatlerinde düzenli egzersiz yapılması, yatak odasında çalışılmaması ya da TV seyredilmemesi, uykuya dalmak için alkole başvurulmaması, yatak odasının karanlık, uygun ısıda ve sessiz olması uyku hijyeni için alınabilecek önlemlerdir.

İnsomniler dışında başka uyku bozuklukları da vardır. Bunlar hipersomniler, sirkadyen ritm uyku-uyanıklık bozuklukları, narkolepsi, solunumla ilişkili uyku bozuklukları, parasomniler ve uyku ile ilişkili hareket bozukluklarıdır. Bu bozukluklarda tanı konması için çoğunlukla polisomnografi (PSG) tetkiki gerekir.